“Oluruna bıraktım.”
“Oluruna bırak.”
“Oluruna bırakalım.”
Hayat bu kadar hızlı ve acımasız akarken, işler bu kadar değişkenken, kendinle ilgili kararları gerçekten "oluruna" bırakmak ne kadar doğru?
Bilmediğimiz bir yöne doğru sürüklenmek, sırf “zamanla her şey olur” diyerek hiçbir adım atmamak...
Bizi nereye götürdü/türür?
Birçok insan kariyerini, hayatını, gelecek hayallerini ya "oluruna" ya da başka birinin iki dudağının arasına bırakıyor.
Oysa hayatta bazı kararları bir başkasının vermesine izin verdiğimizde, onların kendi amaçları/hesapları, bizim büyük kayıplarımıza dönüşebiliyor.
Şirketlerde çalışanların kendini gösteremediği, katkılarını duyuramadığı, sadece "işini iyi yapmanın yeterli sanıldığı" ortamlarda, susmak çoğu zaman unutulmak demek.
İnisiyatif almak, görünür olmak, kendi adına konuşmak zor geliyor.
Ama zor olan bazen tek çıkış yolu oluyor.
İş dünyasında maalesef yetkin olmayan yöneticilerin, hoşlarına gitmeyen ekip arkadaşlarını geliştirmek yerine yıldırmayı seçtiklerini görüyoruz.
“Geri bildirim” adı altında yapılan sert çıkışlar, destek vermek yerine köşeye sıkıştırmalar, insanların iç motivasyonunu kırıyor.
İnsan kaynakları departmanları bazen bu sürecin bir parçası olabiliyor.
Gelişim desteklemek yerine, güçlü olanın tarafını tutup zayıf olanı sistemin dışına itmeye çalışabiliyor.
Çünkü en sonunda kendi koltukları, gelirleri, itibarları risk altında olabiliyor.
İşlerini ve ne için para aldıklarını unutup, onlarda ‘oluruna bırakabiliyorlar’.
"Çalışacağım insanları ikiye ayırırım; beni yükseltecek olanlar ve üstüne basacaklarım. Sen birinci grupta değilsin."
Eğer bu cümle açıkça ya da ima yoluyla sana söyleniyorsa, orada durmanın sana faydası yok.
O masadan kalk.
O oyunu boz.
Çünkü birilerinin seni ezerek yükselmesine izin veriyorsan, sessiz kalmakla da bu düzene ortak oluyorsun.
Birçok kişi yıllar boyunca bir şirkette çalışıp "belki fark ederler" diye bekliyor. Ama kimse gelmiyor. Kimse fark etmiyor.
Çünkü sen görünmedikçe, konuşmadıkça, harekete geçmedikçe birileri senin hikayeni yazmaya devam ediyor.
Görün.
Konuşun.
Yazın.
Üretin.
Projeler başlatın.
Bir şeyleri değiştirmek için illa pozisyon sahibi olmanıza gerek yok.
Söz almak da bir liderliktir, soru sormak da.
"Henüz hazır değilsin."
Bu cümle, yıllardır birçok potansiyel sahibi insana söyleniyor.
Oysa çoğu zaman başladığın için hazır hale gelirsin.
Cesaret, tamamen hazır olmakla değil; eksik halinle yola çıkmakla başlar.
Çünkü yola çıkan değişir, gelişir, fikir sahibi olur, öğrenir.
Kendi kararını vermek, başkasının değerlendirmesini beklemeden harekete geçmek, sana kaybettirmez.
Aksine sana ait bir yol açar.
Artık beklemek yok.
Artık oluruna bırakmak yok.
Artık sadece başlamak var.
Seni küçümseyen bakışlardan korkma.
Sırf başkası istiyor diye yön değiştirme.
Hayatının direksiyonunu başkasına verme.
Risk al. Söyle. Anlat. Kur. İtiraz et. Değiştir.
Hadi.
Bekleme.
Sen başlat.